Niyaz Baba


Gümüşhacıköyde yılın belli zamanlarında anılan evliyalar arasında bir Niyaz Baba vardır ki, anlatılanlara göre, doğumu Babai İsyanı (1240) sıralarına rastlar. Amasyadaki olay sırasında Eliye Hatun tarafından kaçırılarak kurtarılan küçük Niyaz, Rızai Sadık Baba ile birlikte Gümüş suyunu takip ederek bu günkü mezarının bulunduğu bölgeye yerleşirler. Rızai Sadık Babadan Astroloji, Şifa (Eczacılık), Doğa Bilimleri ve gizli bilimlerle birlikte 12 İmam yolunu öğrenir. Otuzlu yaşlarda artık ünü bölgeye iyice yayılmış olan Niyaz Baba, Eretna Beyinin dostluğunu da kazanır. Çevredeki alevi köylerinin kuruluşunda önderlik yapar. Evlenmiş, iki oğlu olmuş, iki oğlunu da genç yaşta kaybetmiştir. Birinci oğlundan olan soyu halen devam etmektedir.

2004te kurulan İmirler Köyü Niyaz Baba Dayanışma ve Kalkındırma Derneği tarafından her yıl Temmuz ayında tertiplenen kültür ve sanat şenliği İnegöl Dağı sırtlarında Sultan Yaylaları mevkiinde gerçekleştirilir. Çok sayıda ziyaretçinin katıldığı şenliklerde Niyaz Baba Semah Ekibinin de gösterileriyle türküler söylenir, halaylar çekilir.

Anma gününe konu olan evliyanın günlerini koyunlarla birlikte iken sürekli niyaz etmekle geçiren bir çoban olduğu kabul edilir. Yazmış olduğu cönkten bazı satırlar şöyledir.

Hak Muhammet Alidir yolumuz

Baba İlyas Atamızdır Beyimiz

Ey ne gürdür dergahımız suyumuz

Var olacak asırlardır soyumuz

Selam aldık Eretnadan bu gün biz

Artuk-Abad oldu bizim köyümüz

Üç elim var soylarıma ulaşan

Nefesimiz var Fersah fersah dolaşan

Alp oğluyuz kırklardır yerimiz

On iki babada vardır bizim postumuz

Ahmet Halil Niyaz Baba

Ağaçların arasına adeta gizlenmiş bakımlı ve düzenli türbenin iki odası bulunmaktadır. Biri ziyaretçilerin namaz kılmalarına, diğeri de Niyaz Babanın sandukasına tahsis edilmiştir. Türbenin hemen önündeki ortası oyuk kayanın manevi değeri vardır. Halkın muhayyilesinde, Niyaz Baba, Piri Baba ve Koyun Babanın kardeşi olmaktadır. Merzifonda Koyun Baba hakkında anlatılan menkıbenin kahramanı Gümüşhacıköyde Niyaz Baba olur. Piri Baba yine ayakkabıcıların piridir. Ve kendisini ziyarete gelen bu defa Niyaz Babadır. Mendile sarıp getirmiş olduğu süt, ayağının ölçüsü alınan bayanın topuğu Niyaz Babanın gözüne iliştikten sonra damlamaya başlar. Piri Baba kardeşinin kulağını çeker. Niyaz! Dağın başında ermek kolay. Gel de ak topuklara, ak gerdana bakıp da görmeden erenlerden ol. Niyaz Baba dersini alır. Kardeşini velilikte kendisinde ileride olduğunu görür. Bana ne ak topuktan, ak gerdandan. Bana İnegöl dağlarında otlayan ak koyunlar ve ak kuzular gerek, diyerek yola koyulur.

Niyaz Baba koyunları ile dere tepe dolaşır. Zaman zaman da komşu olan Alan Köyü’nün yaylasına uğrar. Burada kendisine her zaman yazma ekmeğine sarılı bal ikram edilir. Köyde cimri bir adam vardır ve Niyaz Babaya hiçbir zaman bal ikram etmez. Niyaz Baba balını yediklerine dua eder, bu duayı alanlaların balları bereketlenir. Cimri adam ise Niyaz Babanın veliliğine inanmaz. Köylüler bu adama bir oyun oynamak isterler. Bir gün cimri adamın ballarını çalarlar. Ertesi gün, cimri adamla, Niyaz Babaya bal ikram etmedin, senin ballar ona gitmiştir, diye alay ederler. Bu sözler Niyaz Babanın kulağına gider. Sadece gönüllerini almaya gittiği bu köylülere kızar ve şöyle bedduada bulunur. Ekmek tavşan olsun, siz tazı. Koşun koşu yakalayamayın. Ayağınız da çarıktan, balınız da yarıktan kurtulmasın. Bu olaydan sonra, bu köyün insanları fakirlikten kurtulamaz.

Türbenin yağmur duası ve her türlü dilek için ziyaret edildiği görülür. Bu ziyaretler daha çok ilkbaharda yapılır. Çevre illerden de ziyaretçisi olan türbede Hıdrelllez günü toplu eğlenceler tertiplenir. Yağmur duasına bütün köy halkı katılır. Duaya köyün büyüğü olarak kabul edilen ‘Dede’ önderlik eder. Türbenin yanındaki kayanın dibinde kurban kesilir, kanı köyün girişindeki tarlalara serpilir.

-Evliyalar Şehri Amasya'dan-

2 yorum:

Recep Altun dedi ki...

Merhabalar,

Kim bilir, benim gibi kimler geldi, ziyaret etti, okudu, ama bir merhaba'yı esirgedi?

Ben de geldim, okudum ama bir merhabayı esirgememek için yorum yazıyorum.

İki ermişin birbirlerini ziyaret esnasında kalbi bozulan ermişten ötürü getirilen süt damlamış, ya da çıkındaki buzu erimiş diye bir hikaye duymuştum. Bu hikayeyi ararken bloğunuza rastladım. Hikayeyi okudum.Çok teşekkür ederim.

Bu güzel konuyu bizimle paylaşmak üzere harcanan emeğe teşekkür ederim.

En güzele emanet olun ve sağlıcakla kalın.

kunta kinte dedi ki...

emeğinize ve gönlünüze sağlık cok teşekkürler