Deli Reşid

Türbesinin ziyaretinin sıtmaya iyi geldiğine inanılan Deli Reşid, kendisine başvuranları okuyup, üfler; bileklerine ince bir ip bağlardı. "İki üç gün sonra çöz", derdi. Gerçekten de birkaç gün sonra sıtma tamamen geçerdi.
Herkesten para almazdı. Alacağı parayı kendisi tespit ederdi. O zamanlar Bozacı Camii’nin arkasında iki kapılı bir han vardı. Bir seferinde Vezirköprü’den değirmen taşı gelecekmiş. Arabanın önüne geçen Deli Reşid arabacıların gitmesini önlemeye çalışır. Onlar gitmek için ısrar edince, arabaların önüne geçer ve dualar okuyarak şimdi gidebilirsiniz, der. Arabacılar yolda çok şiddetli bir fırtına ve yağmura yakalanarak büyük zorluklar çekerler. Sağ salim döndüklerinde:
"Onun duası olmasaydı, o zorlukları aşamaz ölürdük", diye itirafta bulunurlar.
Sofu Sabrinin emesi Halime Hatun Deli Reşid’e yıllarca bakar. Altını çocuk temizler gibi temizler. Onu leğende çocuk yıkar gibi yıkar. Bu kadının uzun boylu, yiğitçe, ağzı dualı bir kadın olduğu anlatılır. Halime Hatun’un kocası ikinci bir kadınla istanbul'a kaçar. Bir zaman sonra adam hastalanır. Kaçtığı kadın da adamı terkeder. Bunu duyan Halime Hatun adamı İstanbul'da bularak ona ölünceye kadar bakar. Çok yardımsever olan bu hanım hastalanıp bakıcısı olmayan bir ermeni kadınına da ölünceye kadar bakmıştır. Onun öksüz bir çocuğu alarak postane memuru yapana kadar baktığı da bilinir. Halime Hatun’un ölümünden sonra Sofu Sabri Deli Reşid'in bakımını üstlenir.
Deli Reşid Sofu Sabri’yi hem çok sever hem de sayar.
Bir seferinde Sofu Sabri Samsun’a gider. Orada öğle namazını kılar. Daha sonra abdestinin olmadığını hatırlayarak namazı kaza eder. Merzifon'a döndüğünde bir şeyden dolayı Deli Reşid'i azarlar. Deli Reşit:
"Hem abdestsiz namaz kılarsın, hem de adamı azarlarsın”, diyerek Sofu Sabri'yi mahçup eder.

Şu an Merzifon mezarlığında girişte solda Ganili Kızı’nın yanındadır.

-Evliyalar Şehri Amasya'dan-

Hiç yorum yok: